Cumhurbaşkanı Erdoğan: Atımızın kuyruğunu bağladık
Aslıhan Altay Karataş - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Milli Park Alanı’nda düzenlenen “955. Yıl Anadolu’nun Fethi Malazgirt 1071 Anma Programı”nda konuştu. Cumhurbaşkanı, özetle şunları söyledi:
■ BÜYÜK TAARRUZ’UN YIL DÖNÜMÜ: Malazgirt zaferimizin 955. yıl dönümü mübarek olsun diyorum. Malazgirt’te hem dehasının hem de bileğinin kuvvetiyle bize bu aziz vatanın kapılarını açan Sultan Alparslan’ı, onun kutlu ve yiğit ordusunu, şehit ve gazilerimizin tamamını bugün bir kez daha kemal-i edeple yad ediyorum. Bugün aynı zamanda Anadolu’nun harim-i ismetine uzanan kirli elleri topraklarımızdan söküp atmak üzere başlattığımız Büyük Taarruz’un 104. seneidevriyesini idrak ediyoruz. Bu vesileyle Milli Mücadele’de bağımsızlığımız için bedel ödeyen şehit ve gazilerimize de Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.
‘Var olmaya devam edeceğiz’
■ KİMSEYE BOYUN EĞMEYİZ:Biz Malazgirt’te ebedi yurt kıldığımız bu cennet vatanı tam 850 sene sonra işgalcilere karşı canımız pahasına savunmuş, bu uğurda can alıp, can vermiş, istiklaline aşık bir milletiz. Devletimizin bekası, milletimizin varlığı, bayrağımızın göklerde gururla dalgalanması için anadan, yardan, serden geçmiş kahraman bir milletiz. Gerektiğinde her şeyden sarfınazar ederiz ama söz konusu vatanımız olduğunda devletimizin ve milletimizin istikbali olduğunda kimseye boyun eğmeyiz.
İnşallah bundan sonra da başımız dik, alnımız ak bir şekilde, bükülmez bir bilekle, çelikten bir yürekle kıyamete kadar burada var olmaya, bu topraklarda özgürce yaşamaya devam edeceğiz.
■ KİLİDİ ALPARSLAN AÇTI: Malazgirt’in önemi kendisinin başlı başına bir tarih olmasından kaynaklanır. Sultan Alparslan muhteşem zaferiyle sadece Anadolu’nun kapılarını milletimize açmadı. Selahaddin Eyyubi’yle Kudüs’e, Sultan Fatih’le İstanbul’a, Osmanlı Cihan Devleti’yle üç kıtaya giden yolları da açtı. Mevlana ile Yunus Emre ile Hacı Bektaş-ı Veli ile İdris-i Bitlisi ve Ahmed-i Hani’yle gönüllere giden yolları da açtı. Anadolu’dan Balkanlara, Hicaz’dan Kuzey Afrika’ya, Adriatik’ten ata yurdumuza giden yolları da açtı. Kilit diyoruz ya, işte o kilidi Sultan Alparslan ve ordusu açtı.
■ HANÇERİ SÖKÜP ATMAK İÇİN: Millet olarak bizim çok eski bir geleneğimiz var. Bir sefere çıktığımız zaman, bir yola baş koyduğumuz, bir işe giriştiğimiz zaman atımızın kuyruğunu bağlarız. Bunu ne olursa olsun geri dönmeyeceğimizi, sonuna kadar gideceğimizi anlatmak için yaparız. İşte biz de Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için atımızın kuyruğunu bağladık.
‘Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge’ hedeflerimizi gerçekleştirmek üzere atımızın kuyruğunu bağladık. İçinde bulunduğumuz coğrafyayı yeniden barış ve esenlik yurdu yapmak için atımızın kuyruğunu bağladık. Terör gibi ebedi kardeşliğimize vurulan hançerleri söküp atmak için atımızın kuyruğunu bağladık.
Cumhur İttifakı bir arada
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programda, şehitler için Kuran-ı Kerim tilaveti yapıldı. Programda, katılımcılar Jandarma Genel Komutanlığı Mehteran Birliği’nin çaldığı mehter marşlarına coşkuyla eşlik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hitabı sırasında kürsünün yanında, tarihteki Türk askerlerini ve savaşçılarını simgeleyen geleneksel zırh ile kıyafet giymiş nöbetçiler yer aldı. Programa, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve bakanların yanı sıra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici ve HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu da katıldı. Erdoğan ve Bahçeli’ye, Okçular Vakfı Başkanı Hüseyin Topbaş tarafından hediye takdim edildi. Şarkıcı Sinan Akçıl da, Erdoğan’ın konuşması öncesinde alanda konser verdi.
‘Önünü kimse kesemez’
■ TÜRKİYE TARİHE YÖN VERİYOR: Dost, düşman herkes şunu bilsin ve anlasın, bölgemizde tarih yeniden yazılıyor. Türkiye vicdanlı, ilkeli ve barışçıl politikalarıyla tarihe yön veriyor. Bunun önünü artık hiç kimse kesemez. Tahriklerle, tuzaklarla Türkiye’nin ve Türk milletinin kutlu yürüyüşünü durduracaklarını zannedenler, hayal kırıklığına uğramaya mahkûmdur. Biz ne doğru bildiğimiz yoldan saparız ne de birilerinin tahrikleriyle farklı yollara gireriz.
‘Ne zaman bir olduysak başardık’
■ BİRLİK OLUNCA BAŞARDIK: Tarihte bazı hakikatler vardır ki bunların tahrif edilmesi, yok sayılması, inkar edilmesi mümkün değildir. Bu gerçeklerden biri de şudur. Biz millet olarak ne zaman bir olduysak, birlik olduysak, sırt sırta omuz omuza verdiysek, ne zaman birbirimize kenetlendiysek başarıdan başarıya, zaferden zafere koştuk. 955 yıl önce Malazgirt destanını böyle yazdık. Çanakkale’de, Milli Mücadele’de, 15 Temmuz’da zorlukları böyle aştık. Bağımsızlığımıza kasteden tüm alçakları böyle bozguna uğrattık. Ama ne zamanki tefrikaya kapıldık, birbirimizden uzaklaştık, işte o zaman çok ciddi tehlikeler yaşadık.
‘Güçlü olmak zorundayız’
■ BAŞKA SEÇENEĞİMİZ YOK: Biz coğrafi olarak dikensiz bir gül bahçesinde yaşamıyoruz. Dünyanın stratejik olduğu kadar en zorlu bölgesinde tam bin yıldır şerefimizle, onurumuzla yaşamaya çalışıyoruz. Bu coğrafyada bizim güçlü olmaktan bir ve beraber olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur. Sadece kendi hak ve hukukumuzu korumak için değil, yüzünü ülkemize çevirmiş milyonlarca kardeşimiz için de biz güçlü olmak zorundayız. Savunmadan diplomasiye, eğitimden ulaştırmaya, ekonomiden sağlığa tüm çabamız müessir ve müreffeh bir Türkiye’yi inşa etmek içindir. Bu uğurda elimizle birlikte gövdemizi de taşın altına koymuş durumdayız.